Babaannem çok gün
görmüş bir kadındı.Bu gün bile bazı
sözleri hala kulağımdadır. Bu dünyadan
göçtüğünde l5-l6 yaşlarındaydım.Çok şey öğrendim ondan. Annelerin evlatlarına
sevgileri söz konusu olduğunda ‘’ köpekler ana olmasın’’ derdi, hayvanların bile
yavrularına ne kadar sevgi dolu olduklarını anlatmak için. Şimdi beni bir yerlerden duyuyor ve görüyorsa ,sevgi dolu
bakışları ile belli belirsiz tebessüm edip ‘’ kadın kızım benim’’ diyordur
eminim.Böyle kendine has sevgi cümleleri ile severdi beni.Gözlerinde daima
altın sarısı metal küçük yuvarlak gözlükleri, başında beyaz tülbendi, ayaklarında
deri mestleri, ağzında ağızlıklı birinci sigarası, önünde soğuk-sıcak fark
etmez kahvesi, sırtında iç tarafına kilitli iğneler takılmış (acil durumlarda
kullanılmak üzere ) iki yelek (sıcak olunca biri çıkarılmak üzere) yanında
mutlaka elişi ve çok keyifli ise dilinde hep hasret türküleri olan minicik bir
kadın.Canım benim, mekanın cennet olsun...Çok özlemişim demekki…Ben bunları
yazmayacaktım aslında….
Benim
delikanlılar için yaptıklarımı anlatacaktın, nerelere daldım...
Bak şimdi seninde
öğrenci, bekar veya çok çalıştığı için
her zaman yemek yapmaya fırsatı olmayan bir insanın varsa bu anlatacaklarım
işine yarayabilir. İşin esası , pişirdiğin yiyeceği sıcakken kavanoza doldurup ağzını
sıkıca kapatıp ters çeviriyorum.Ayni yazın domateslere yaptığımız işlem esasına
dayanıyor. Sadece bu kavanozları buzdolabında tutuyorum. Yerken kapağını açıp –ısıtılması
gerekenler yani etliler v.s. ısıtılıp- hemen kullana bilinir.Örneğin ben bu
sefer barbunya , şakşuka , etli mantar sote yaptım, kavanozlarda hazırlar.Benimkiler
üç kişi oldukları için yarım kiloluk cam kavanoz onlara bir öğünlük yemek
oluyor.Daha küçük kavanozlar da var, gerekirse onları da kullanabilirsin.Şimdi
bu hafta aşure yapacağım, onların hakkı kavanoza ayrılacak.
Aslında genç
adamlar kendi işlerini görebilirler, benimki sadece analık duygusu tatmini
gibi.Ama bundan önce yaptıklarımı afiyetle yemişler.Ben ve onlar bıkıncaya
kadar …
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder