anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2014 Çarşamba

SELİM SIIRI PAŞA KONAĞI İZMİT/KOCAELİ


















              Bu gün hayattan bir gün çalma fikrini aklıma yerleştirmiştim. Ocak ayı için hava çok güzeldi. Hem güneş pırıl pırıl parlarken evde zaman geçirmek istemiyordum hem de gönlüm avarelik yapmak istiyordu. Yapmam gereken işleri bir kenara bıraktım, üstlerine bir örtü örtüm gözüme batmasınlar diye Randevuları kendime unutturdum, unuttuğumu düşündüm rahatlamak için… Ellerim ceplerimde şehir merkezinde ağır ağır yürüdüm. Trafik ve şehir gürültüsünden de kurtulma hissi baskın gelince, şehrin tepelerine doğru ilerlediğimi fark ettim. Ayaklarım beni Yeni Çeşme Sokaktaki restorasyonu yeni biten Selim Sırrı Paşa Konağına kadar götürdü. Bundan sonra artık başka bir zamanda yaşamaya başladım...

              Asıl adı Selim olan ve ‘’Sırrı’’ mahlasını kullanan Sırrı Paşa İzmit mutasarrıflığına atandıktan sonra şehre birçok hizmetler vermiş. Bu gün yürüyüş yolu olarak geçen eski tren yolu boyunca şehrin özelliği haline gelen çınar ağaçlarını diktirmiş.

              Bu gün gezdiğim konak,  19. Yüzyıla ait sivil mimarlık örneği olarak Sırrı Paşa tarafından planı çizilerek kendisine ikamet için inşa edilmiş. Harika bir Körfez manzarası var. İç duvarlar ve tavan el boyaması resim ve altın varak süslemelerle zenginleştirilmiş. Haremlik ve selamlık iki bölümden oluşuyor. Yüzünü Körfeze dönmüş, güneşe kucak açmış, bahçesinde çok şükür ki korunabilmiş kocaman çam ağaçları olan harika binanın çok zarif bir mimarisi var.

              Zamana ayak direyen bina çıkan bir yangınla kullanılamaz haldeyken belediye tarafından restore edilerek kamulaştırılmış.
              Zamanı olan gidip görsün, zamanı olmayan fırsat yaratsın. Gözünüzü, gönlünüzü dinlendirmek ,benim gibi hayattan bir gün çalmak istiyorsanız , kendiniz için  en kısa zamanda bu fırsatı yaratın derim.


             Şimdi sizi Selim Sırrı Paşa’ nen İzmit Hacı Hasan Mahallesi Yeni Çeşme Sokaktaki Konağının resimleri ile baş başa bırakıyorum.






Bu Konağın hakim olduğu İzmit Körfezi görünümünün bir bölümü

5 Mart 2013 Salı

KIRK YAMA - PATCHWORK - BEBEK YORGANI


         Renklerle oynamak hoşuma gidiyor.Bu yüzden resim yapmayı da çok severim.Ama kumaşlara söz geçirdiğim kadar boya ve fırçalara söz geçiremediğimden, kumaşlarla oynamayı seçtim.

         Çarşıya çıktım, elimde noksan olan renk ve desenlerdeki kumaşları satın aldım.Ev atölyeme kapandım ve tasarım , çizim, renk-desen seçimi süresi başlamış oldu.Bu süreç zevkli ve sancılı geçiyor.Başka bir iş yapsan bile kafanda hep o iş oluyor.Acaba o rengin yanına şu mu daha iyi gider, o çizimin yanına bu bloku mu koysam…Bir müddet kendi kendine tarttışıyorsun…Sonuçtan memnunsam keyfime diyecek yok, yok memnun olmamışsam  tekrar başa dönüyorum. 

        Bu yorganı tasarlarken de aynı aşamalardan geçtik.Hiç başa dönmeden sonuçtan memnun oldum, zaman kazandım.Artık nereye yetişeceksem.Hiçbir yere, sadece kendimle yarışıyorum.




                   


                                           




          İstediğim diğerlerinden biraz daha büyük bir yorgandı.135 x 95 santim olmasını uygun buldum.Önce blokları oluşturdum.Blokların aralarını birleştirirken düz  kumaştan çerçeve yapılırsa , blokun içindeki kompozisyon daha belirgin oluyor.Ben de öyle yaptım…Daha sonra içine koyacağım elyafı ve pamuklu astarını kestim.En alta astarı, araya elyafı en üste de diktiğim kırk yamanın ön yüzünü yaydım.Pembe koton iplikle yorgan lamaya başladım.Ben bu aşamasını da çok seviyorum.Tamamen el dikişi ile yorganlanasını ve en son da etrafının şeridini diktim.Tamamlanmış oldu.Ben çok beğendim, bol bol  fotoğrafını çektim.


       













                                           



      

 







                                           

       





  

20 Şubat 2013 Çarşamba

KARLI BİR ŞUBAT GÜNÜ - YOL ARKADAŞIM

       
      
            19 Şubat 1983 …Yaşadığımız şehir karlar altında. Öyle bildiğin gibi değil ama. ‘’ 83’ te yağan kar’’ dedin mi herkes hatırlar hala… Şöyle diz boyu… Ulaşım kesilmiş,telefon desen her evde yok. Yani haberleşme, hele bu günkü gibi olanı söz konusu bile değil… Ama deli gençlik karar vermiş bir kere… Hem biz karar verdiğimiz günler öncesi hava bahar gibiydi… Hiç aklımıza gelmemişti Şubatın bu şakayı yapacağı…
 
            Babam ‘’ geleceklermiş gibi bütün hazırlıklarınızı tamamlayın ‘’ dedi. Karşı komşumuz kuafördü, onun yardımı ile evden dışarı çıkmadan saç ve makyajım tamamlandı. Elbisemi de annem hazır etmişti zaten. İkramlıklarımızı da apartman komşularımızın elbirliği ile kotarılmıştı. Mesele bu kış kıyamette misafirler nasıl gelecekti?...

            Üzüldüğümü falan hatırlamıyorum… Çünkü ona ilk günden inanmıştım. Beni hangi şartta olursa olsun yarı yolda bırakmazdı… Öyle de oldu, beni hiç yanıltmadı…

            Kapıyı açtığımızda , her biri kardan adam halinde gelen misafirlerden utandım doğrusu… Bu havada bizim için katlandıkları zahmet unutulur gibi değildi...Bulundukları komşu şehirden onları bize getirecek bir otobüs bulmak ve şoförü o havada yola çıkmaya razı etmek baya zor olmuş.Ama yinede araba yolundan evimize kadar yaklaşık bir kilometrelik yolu yürümek zorunda kalmışlar.Otobüs kara saplanıp kalmasın diye…

            Benim ailemden hiçbir misafir yoktu, bu havada nasıl olsa kimse gelemez diye düşünmüşler..

            Evet, biz 19 Şubat 1983 ‘ ü nişan merasimimiz için belirlemiştik yol arkadaşımla beraber…

           Kısa bir merasim oldu, yüzüklerimiz takıldı, ikramlarımız sunuldu.Herkes bir an önce yola çıkmayı düşünüyordu, yollarda kalmamak için.Bir ara nişanlım annesine ana dilinde (Gürcüce) bir şeyler söyledi, kayınvalidem her zamanki mahcup hali ile gülümsedi.Gülüşmeler artınca annem ne olduğunu sordu.Meğerse nişanlım annesine, ‘’ çok zahmetli geldik, kızı alıp gidelim’’ diyormuş…

           O gün ve ondan sonraki günlerde, beni hiç yanıltmayan, hiçbir yerde bekletmeyen yol arkadaşımla geçti bunca yıl.Her zaman her şey dümdüz gitmedi elbette,ama hiç yanıltmadı beni.
         
           ...
           19 Şubat 1983
          
           19 Şubat  2013
          
            ...

            Nice yıllara yol arkadaşım...






      ...



       .

12 Şubat 2013 Salı

ZEYNEP' İN ADA' SININ BEBEK ANI DEFTERİ



                     Bebek anı defteri yapma fikri benim için   yeni değil,  ama  bebek için ilk kez tasarladım.

                     Düşünsene , şu an elinde doğduğun ilk günden itibaren annen ya da babanca                        
tutulan günlük bir defterin olsa…Veya doğduğun günden sonra anne-babanın ,yakınlarının ve seni görmeye gelenlerin ilk anki duygularını ifade ettikleri böyle bir defterin olsa elinde…Ne şahane bir şey olurdu ama değil mi?..Hah işte, bu defter bütün bu amaçlar için tasarlandı.

                     Şöyle ele alınınca bebek gibi yumuşacık bir his versin diye önce ince bir kat tabaka elyafla kapladım.Sonra Ada’ ya hazırladığım diğer bebek çeyizleri için kullandığım kumaşlardan uygun bulduklarımı, tasarladığım şekilde birleştirdim.Sonra da bu kumaşla defteri düzgünce kapladım. Özel olması için üstüne sahibinin adının yazılması gerekir.Ben bunu ADA bebek için hazırladığımdan onun adını yazdım.


 



                   Ada,  onun hakkında yazılanları okuyabilecek yaşa geldiğinde kendisi için yazılanları okuyunca neler hissedecek acaba?...Ve dünyamız ne halde olacak?...

                  Bebeklerin saflıkları, temizlikleri, güzellikleri adına hiçbir bebek anne-babasız kalmasın,savaşlar olmasın ki bebekler, çocuklar hep iyi ve güzel hatıralar biriktirebilsinler…..Bu defterlere hep güzel hatıralar yazılsın….