13 Aralık 2011 Salı

O ŞİMDİ ASKER......


Bu gün böyle bir gün.Huzurlu,mutlu,gururlu ama biraz buruk,şükür dolu ama yorgun,karşılaştığı sevgi ve ilgiden memnun, ama biraz şaşkın,anlıyacağın''  biraz negatif, biraz pozatif'' ama totalde huzurlu....Onca zaman nasıl geçti bilmem..Ayni bu günki gibi parlak güneşli bir Şubat öğleden sonrası başlayıp, gecesi mutlu sonla biten ''doğum hikayesinin'' üstünden demek bunca yıl geçmiş......Oğlum büyümüş,okullar bitirmiş,meslek sahibi genç bir mühendis olarak asker olacak.Bu aşamaları sağlıkla geçirmek ve bu günü görmek her ana-babaya kısmet olsun......
        Gerekli hazırlıkları yapmaya ikimizde çok hevesli olmadık,sonuçta '' ayrılık'' var zira.Ama aylar öncesinden karar verilerek askere gitmek istediğini resmi makamlara haber vermiş ve ''karar aldırmıştı'' bir kere.Arada çıkan ''bedelli'' durumu hepimizi çok rahatsız etti.Vatan borcunun parayla olabildiği bir yerde,eşitlik ilkesinden bahsedilebilir mi...Hani '' kanunlar karşısında herkes eşitti''.....Demek şartları uyan ve parası olan daha eşit...Oğlum için yapacak bir şey yoktu.Hem yaşı tutmuyordu şu an için hem de karar aldırmıştı.Neticede  zaman çok çabuk geçti ve beklenen günler geldi.Yumurta kapıya sıkışmadan her şey planlanmalıydı.Önce konuk kabulleri ile ısınma turları başladı.Özellikle daha önce askerlik yapmış arkadaşların ve diğerleri ile yapılan asker vedalaşmaları...Ve de askerde son günlerini geçiren amca oğlu Hasan ' ın tavsiyeleri....Bunların hepsi ,hepimizi '' havaya'' soktu.Sonra lazım olabileceklerin listesi hazırlandı ve alışveriş yapıldı.Bu arada öğrendimki bu bir harcama sektörü olmuş.....Bana ilginç gelenleri, - hırsızlığa karşı-boyna asılan cüzdan,postal kilidi gibi günlük hayatta daha önce kullanmadığımız şeylerdi.Sonra yakın akraba,komşu ziyaretleri ve en son gece en büyük hala kızı Gülşah' ın düzenlediği uğurlama ve görüşme konvoyu.Dede evinden bütün kuzenler arabalara doluştular ve adet üzere kornalara basa basa birlikte zaman geçirecekleri mekana doğru yola çıktılar.Güzel zaman geçirmişler.Yorgun eve döndük,ama hala çanta hazır değildi.Anne,baba ve askerimiz elbirliği ile hazırladık yol çantasını.Bu arada baba -kendi tecrübelerinden yola çıkarak-oğluna son tavsiyelerini ve uyarılarını anlattı.Sabah evdeki kardeşle sarılıp sarmalaştılar vedalaştılar ve yola koyulduk.Herşey gibi hava da çok güzeldi.Aralık l2 ve güneş pırıl pırıl.Saatler sonra altı yedi ay önce okulunu bitirip döndüğü güzel İzmir'e  tekrar dönmüştü.Otagardan okul arkadaşı şimdi de ''devresi'' olan Memo' yu da arabaya aldık.Koyulduk Narlıdere yoluna.Kapıya geldiğimizde oldukça kalabalık vardı.Son olarak resimlerini çektim genç adamların.....Ellerimizi öptüler ikiside biz de onlara sarıldık ve nizamiyeden ilk adımlarını attılar.Ve evraklarını verecekleri kuyruğun ucuna gidip beklemeye başladılar.Biz onları telörgülerin arkasından bir müddet seyrettik eşimle.Sonra,Allaha ve yetkililere emanet edip dönüşe geçtik.Hiç konuşmak canım istemedi,ama gene de herşey çok güzeldi.Şimdi gün sayıyoruz,bu gün birrrrrrrrrrrrrrr....

6 Aralık 2011 Salı

GÜLİZARIN OYUNCAKLARI ARTIK,'' EN MODA'' TEDARİKÇİSİDİR.....

EnModa




Bu süreç zannederim bundan iki ay önce 
başladı.http://www.enmoda.com Ürün Müdürü Sayın Eda TEPE Hanımefendinin bana attığı mesaj işin başlangıcı oldu.Ürünlerimi twitterda takip etmiş ve kendilerine ''tedarikçi'' olmamı teklif etti.Yapılan teklif ve çalışma şartları bana çok uygundu.Yani yine çok özgürdüm.Neyi,nasıl ne zaman üretirsem satın almak ve sanal ortamda pazarlamak teklif ediliyordu.Bazı eksiklerim vardı,kurumsal olmamak,ambalaj ve etiket gibi.Hepsini tamamladık benim ''ekiple''.Ürünler sabırla hazırlandı,hepsine ölçülerine uygun pamuklu kumaştan torbalar dikildi,torbaların üzerine el yazısı ile blog adresi ve oluşturulan barkodları yazıldı ve seten kurdeleden  yaptırdığım  ''GÜLİZARIN OYUNCAKLARI'' etiketleri bütün oyuncaklara dikildi ,kutulara dolduruldu ve yola konuldu.Hedef İstanbul Maslaktaki Doğuş Power Center.İlginç bir yer burası.Tam bir daire şeklinde mimarisi var.Eda Hanımın yardımcıları çok şık ve güzel Tuğçe  ve Aslı Hanımlarla tanıştık.Ürünlerin teslimatını yaptık ve listelenmelerini beklemeye başladık.O gün bu günmüş meğer.Evet ben artıkhttp://www.enmoda.com un resmi sözleşmeli tedarikçisi oldum.Bu benim için büyük bir başarı.
.Bu başarı için '' benim ekibe'' teşekkür etmesem olmaz.Onlar kendilerini biliyor,eşim ve oğullarıma ve Eda Hanımefendiye çok teşekkürler.GÜLİZARIN OYUNCAKLARINI takip etmeye devam edin lütfen.http://www.enmoda.com/Product.aspx?Id=17111http://www.enmoda.com/Product.aspx?Id=17112,  http://www.enmoda.com/Product.aspx?Id=17110,  http://www.enmoda.com/Product.aspx?Id=17106,  http://www.enmoda.com/Product.aspx?Id=17105 ve diğerleri....

BAHÇIVAN TAVŞANLAR






Bunlar bahçıvan tavşanlar.Kız olanın ,önünde cebi olan çiçekli bir önlüğü var.Biraz önce benim bahçeden topladığı havuçtan bir ısırık almış,kalanı cebinde,daha sonra kemirmek için .....Başındada bir kurdelesi var,kız ya....Erkek olanın da askılı pantolonu var,düğmelerle tutturulan.O havucunu elinde tutuyor,eline ve havuca dikilen cırtlar sayesinde...Arkadaş olmaktan çok mutlular.Boyları mı,hemen hemen 45-50 cm var.






5 Aralık 2011 Pazartesi

ŞAPKALI PENGUEN YAVRUSU






          Mevsim kış ya şimdi,soğuk diyarların oyuncağını yapmak geldi içimden.Koca ağzı ve ayaklarını görmelisin,öğle sevimliki .Bitirdikden sonra bir baktım üşüyor.Oturdum hemen evdeki yünlerden  ölçüsüne uygun bir kukuleta ördüm.Başına takınca öğle sevindi anlatamam,bende dışarı çıkarken çocuğunun atkısını-beresini takmış annenin rahatlığı ile onu diğer oyuncakların arasına bıraktım.Halinden çok memnun.

PEMBE BENEKLİ BEBEK DİNAZOR

     







  Bu diğerlerinden biraz daha farklı.Diğer oyuncaklarla pek ''çağdaş'' sayılmaz.Olsun ama gene  de oyuncak ve ''bebek''.Öyle küçük falan değil adı üstünde ''dinazor yavrusu'' Aşağı yukarı 50x60 cm falan.Renklerini seçerken aklıma bu yeşilden başkası gelmedi,daha önce seyrettiğim filimler ve çizgi romanlardan etkilendim sanırım.Bebekliğini vurgulamak için de pembe benekleri uygun gördüm.Kulaklarında ise sarı rengi yakıştırdım.Oyuncak tasarımı ve renk seçimi  benim özgürlüğümü ilan ettiğim alan.....Neyi ne büyüklükte, ne renkte ve şekilde ifade etmek istiyorsam - o anki ruh halime göre- o şekilde yapıyorum.Ne özgürlük ama,bu özgürlüğü ve oyuncak yapmayı çok seviyorum.Çünki hayatta bu kadar özgür olduğum başka bir konu yok.  






12 Ekim 2011 Çarşamba

TV 41 MACERASININ BUGÜNÜ.........

         Sabah sevgili eşimin telefonu ile uyandım erkenden...Bana başarılar dilemek için aramış..Akşam onu yolculamıştık,yerine varmış.Mutlu oldum.Şöyle bir düşündüm yataktan kalkmadan, bu gün ne yapılacak, ne işler var,ne yemek yapılacak,kime telefon edilip,nereye mesaj atılacak v.s.Hepsini hatırladım,gözümün önünde sıraya soktum,kalktım kahvaltıyı hazırladım.Evden çıkacak olanı yola koydum,evde çalışacak evlatla önce güzel bir kahvaltı,keyif çayları ucuna eklenen hoş sohpet derken baktım saat bir hayli yol almış.Azıcık telaşlanır gibi oldum.Vazgeçtim.Giyeceğim elbiseyi seçerken Eribe' den telefon geldi.Takdir  ve teşvik dolu herzamanki gibi.Bi de çaktırmadan uyarı.''rahat edeceğin bir şeyler giy,koltuklar deri olabilir,kayarsın,ipekli olmasın giyeceğin ,kalın olmasın terlersin konsantre olamazsın'' gibi.Hepsini kulağıma taktım giysi seçerken.Sonra yayına götürülecek malzemeler seçildi,itina ile çantalara yerleştirildi.Herşey programlandığı gibi yürüyordu,ben de çok rahattım.Sanki sık sık TV ' ye çıkarmışım gibi.Oğlum şaşırdı,'' bu ne rahatlık'' diye.Bilmiyorum neden böyle ama galba '' yaşın''  verdiği hayat deneyimi rahatlığı.Kanala gittiğimde benim gibi çalışmaları olan sevgili Sevim ÖDİK Hanımefendi ile tanıştım.Buna da mutlu oldum.Program sunucusu Semahat Hanım, zaten bizi daha bir rahatlattı hoşsohbeti ile.''Kamera'' dendi ve yayın başladı.İşte orda biraz afalladım gibi oldu.Deminden beri bize bakarak konuşan Semahat Hanım,şimdi kameraya bakarak konuşuyordu.....Ama buna da bir zaman sonra alıştım.Ha sonra ne mi oldu,bant kaydını izlemedim ama zannederim benden kimseye konuşmaya fırsat kalmadı galba.Bandı seyretmeye korkuyorum.......Ne çok söyleyecek sözüm,verecek mesajım varmış yarabbim......İyi olmayan maddelerden yapılan oyuncakların verdiği zararlardan ,üretmenin faydalarına, üreterek mutlu olan kadının çevresini de mutlu ettiğine,teknolojinin nimetlerinden faydalanmanın yararlarından,gençlerle empati kurarak onları anlamanın daha kolaylaştığına falan filan.....Velhasıl,güzel bir deneyimdi.

11 Ekim 2011 Salı

41 TV MACERASI.....

       Bak bugün sana ne anlatacağım.....Bu günlerde ilginç teklifler,haberler alıyorum.
     
       Yazın Dolphin' deki El Emeği Ürünleri Satış Dükkanlarında stand açmıştım.Bir hafta sonu olmalı.Yan tarafta nikah salonu varya,hafta sonu gelen giden daha fazla oluyor.İnsanlar nikaha gelip sırasını bekliyordı.Çok hoş giyimli kibar bir hanım ilerde beklerken,benim stand dikkatini çekmiş olmalı.Geldi ,standı gezdi,tanıştık.TV 41' in program sunucusu Semahat GÜN  Hanımmış.Yaptıklarımı beğendi,kışa programı başladığında bir gün beni davet edeceğini söyledi,gitti.Meğer '' o '' gün gelmiş.Geçen gün beni aradı ve programa davet etti.Çok heyecanlandım,bazı bahaneler uydurmak istedim ama o kadar kibar '' lütfen gelin ve heyecanlanın,çünki ben de heyecanlanıyorum'' dediki reddedemedim.Şimdi yarın pılımı pırtımı toplayıp saat l4' deki programa katılmak üzere makul bir saatte evden çıkıcam.Ne olup biteceğini bilmiyorum.Onları da yarın anlatırım.








     Bunlar da yanımda götüreceğim benim ''pılı-pırtı'' lar.

7 Ekim 2011 Cuma

MİNİK KAPLUMBAĞA YAVRUSU






Bu kaplumbağanın örneğini yazın bir gittiğimde Kerpedeki evde gördüm.Nihanın yurtdışından gelen bir çocukluk oyuncağıymış.İzin istedim ve örneğini yapmak için aldım.Renklerini biraz farklı yaptım.Sonuç beni çok mutlu etti.Hem de elimde yeni bir örneğim oldu.Şimdi Nihan' a aldığımı geri vericem.İsterse bunu da alabilir.Nasıl olsa ben üretmemin tatminini yaşadım.İyiki o gün orda bulundum ve bu sevimli şeye rastladım.Ölçmedim ama aşağı yukarı l5-20 cm kadar.

6 Ekim 2011 Perşembe

ESPİRİLİ MUTFAK ÖNLÜKLERİ





Ben değişikliği çok sevdiğimi farkettim.Hayatımda mümkün oldukça,yapabildiğim kadar değişiklik yapıyorum.Bencileyin değişiklikte bu kadar oluyor işte.....Bu yaz oturdum bu mutfak önlüklerini tasarladım.Bazılarının resmini çekmeye fırsat olmadan satıldılar.Bunlar elimde kalanlar.Şikayetim yok bu durumdan.Elinden gelenler örnek alabilir,gelmeyenlere yardımcı olurum.Bunları yapmak için içinden öğle kuvvetli bir istek geldiki,çok kısa zamanda ortaya çıktılar.Bu kumaşlar,modeller bu amaçla sadece burada ka










llanılmıştır.Hiçbir yerde örneği yok.Çünki bunlar tamamen tasarım.Daha modellerini,kumaşlarını hazırladıklarım dikilmeyi bekliyorlar.Elimdeki siparişler bitince ilk fırsatta döneceğim size sevgili önlüklerim.



ANNE KANGURU VE YAVRUSU



Nereden aklıma geldi bilmiyorum.En son yaptıklarımdan biri de bu anne kanguru ve yavrusu.Bizim memlekette bu hayvancıklar ancak Hayvanat Bahçelerinde görülebilir.Her Haayvanat Bahçesinde de yoktur üstelik.Ben en çok renkli resimli hikaye kitaplarında gördüğümü hatırlıyorum.Bildim bileli çok etkilenmişimdir kangurulardan.Nasıl olmasın, doğurduktan sonra bile karnındaki kesede yaşatmaya devam ediyor yavrusunu.Doğanın onlara verdiği farklı bir görev olmalı diye düşünürüm hep.Ve bu sefer bunu yapmaya karar verdim.Ama çok kolay olmadı.Hele yavruyu tasarlamak ve dikmek ....Bu aşama elde yapılıyor,çünkü makinaya giremiyecek kadar küçük parçalar ....Anne kanguru üşümesin diye bir üstlük yapmaya karar verdim.Lohusa ya,azıcık da süslü olmalı...Bu dantelleri sevgili halam taaaa Avusturalyadan gönderdi.Kısmet burda kullanmakmış.Ama epey afilli oldu,sonucu ben beğendim,senin fikrin ne.









ZİLLİ KÜÇÜK FİLLER




Bunları daha küçükler için tasarladım.Hem de tamamen pamuklu kumaştan diktim ki bebekler ağızlarına falan sokarlarsa zarar görmesin ve yıkaması kolay olsun diye.Kuyruğunun ucunda da minik bir çıngırak var.Elinde salladıkça ses çıkarabilsin diye.Bebekler sese çok duyarlılar.Yumuşacık kaliteli elyaf dolgu malzemesi kullandım.Şidilik iki tane diktim.Ama zannederim bundan çok dikmem gerekecek.










27 Eylül 2011 Salı

ESKİŞEHİR' DE BAYRAM



Eskişehir' in içinden geçen Porsuk Çayı.Eskiye göre çok düzenli ve temiz.İçinde gondolla veya küçük teknelerle gezinti yapabiliyorsunuz.İzmit' in içinden de demir yolu geçer ya ayni öyle.




Odun pazarı evleri ve sokakları.Sanki geçen yüzyıldan ışınlanmış gibiler.Kimilerinde insanlar yaşıyor,kimileri sadece cephe olarak restore edilmiş.Sokakların genişliği çok dikkatimi çekti.Önceden de bu kadar geniş miydi acaba....




Eskişehir' ta tepesine bu şelale yapılmış.Akarsu falan yok insan eliyle  yapılmış,yapay ama bütün şehrin panaromasına hakim.Mutlaka gidilip görülmeli.Bir nefes alınmalı.









Efendimmmmm bu da,adını unuttum şehrin en büyük AVM' sinin giriş kapısı önünde kendisini sevmeleri ve oynamaları için için gelip geçene şirinlik yapan bir Sibirya Kurdu köpek.Masmavi gözleri korkunçtur aslında bu cinsin.Ama bu cinsine ihanet edercesine sevimliydi.Görmeliydiniz.Ne sevdim ama,patisini uzattı uzun zaman oynadık.Ama benim fotoğrafçı o pozu yakalayamamış.Çok yazık.Bir 
bayram ve Eskişehir gezisi böyle geçti dostlar.





VE BAYRAMI YAŞADIK.....





Evet Ramazan Bayramını yaşadık.Uzun zamandan beri dini bayramları ve özel günleri hiç sevmiyorum.Kayıplar çok...Allah rahmet eylesin hepsine.Ama o zamanlarda daha çok özlüyor ve arıyorum.Etrafımdakilere çaktırmıyorum,ama mutsuzluk yüzümden akıyor.Ben de bu durumu kamufle etmek için böyle bayram sofraları hazırlıyorum.Bayramın bütün ritüellerini yerine getirmeye çalışıyorum.Gençler öğrensin diye.Biz de bayram sabahı kahvaltısı önemlidir.Ailecek yenen yemek ve kahvaltılar beni çok mutlu ediyor.Etrafımdakiler de mutlu oluyor,benim asık suratıma ve mutsuzluğuma katlanıyorlar.....Anne tarafım boşnak.Anneannem,annem,yengelerim çok güzel yemek ve börek yaparlardı-yaparlar.Ben pek beceremem ama bayram sabahına özene bezene boşnak böreği yaptım.Gerçi büyüklerinki gibi hamur açmadım ama yufkam da çok güzeldi.Küçük tavla zarı gibi doğranmış soğan patates ve kıyma.Hepsi çiğ.Tuz ve karabiber.Yufkalar güzelce yağlanacak,kıvrılacak ve tepsiye dizilip pişirilecek.Hepsi bu.Yağdan kaçmak yok.Yoksa kösele gibi olur......Nerde kalmıştık,ha bayram ritüelleri diyorduk dimi.Bayramlaşma ve bayram harçlığı önemli.Önce anne baba ile bayramlaşıp yanına oturur,sonra büyük evlat baba ve annenin elini öper annenin yanına oturur.Sonra küçük evlat yine babadan başlayıp,anne ve ağbinin elini öper.Harçlıklar ihmal edilmez.Çok önemli.Ha birde yakın akraba eş dosta giderken şeker-çukulata -lokum götürmek gekekir.Ayrıca yakın küçüklere ufak tefek hediyeler,kapıya bayramlaşmaya gelen hiç tanımadığınız küçüklere şeker ve harçlık veeeeeee davulcu bahşişiiiii Bunlarsın bayram olmaz değil tabi de benim atalardan öğrendiğim ve çocuklarımın yaşamasını istediğim şeyler bunlar.Mesele birarada olmak.....Gönül ne kahve ister ne kahvehane,gönül bir dost ister kahve bahane...

15 AĞUSTOS,KÜÇÜK EVLADIN DOĞUM GÜNÜ

,
Bu yazı avare kasnak gibi geçirdim dedim ya,şimdi sırasıyla olayları ve yaptığım oyuncakları anlatıcam.Aklıma ilk gelen Atacan' ın doğum günü.Bu sene ramazan ayına denk geldi,iftardan sonra kutladık.Kayınvaldem eşimin doğum tarihini '' kara üzüm '' zamanı diye hatırlar.Bende yaşlanır da Atacan' ın doğum günü zamanını unutabiliriz diye masaya mevsim meyveleri koydum.Atalardan öğrendiğim usülde.....Öndeki hurma tabağı da ramazanı hatırlatsın diye.Ne olacağımız belli olmaz..Yaşanacak mutlu ve sağlıklı yılların olsun oğlum.

NASIL GEÇTİ HABERSİZ........

Bu bir özür yazısı olsun en iyisi.Kimden mi,tabiki sevgili bloğumdan ve takipçilerimden.Evet itiraf ediyorum,çok ihmal ettim,boşladım,dalga geçtim,haksızlık ettim,kabul suçluyum.Ama yazmak içimden gelmedi.Birkere nasıl bittiğini anlamadığım bir yaz geldi ve hızla geçti.Nereye gitti o içimizi ısıtan sıcacık güneş.....Ha çok sıcağı da sevenlerden değilimdir aslında.Güneş çok parlak olmalı ama ben gölge ve esintili bir yerde olmalıyım ki o güzel havanın tadını çıkarabileyim.....Gerçekten bu yazdan birşey anlamadım.Belki de insanlar yaşarken yapmak istediklerini yapamayınca geçen zaman yaşanmamış sayılıyor.Keşki böyle bir düzen olsa.Valla inanıyorum ki,etraf çoluk-çocuk dolardı.'' İstediğim gibi yaşayamadım,geçen zamanı hesabıma yazmayın'' diyebileceğimiz bir yer olsa.......Peki ne yaptım bunca zaman.....Dur bi düşüneyim....Bir kere insanlar tanıdım,dostlar edindim,bazılarını sildim ve rahatladım,yüklerimden kurtularak hafifledim,kendimi geliştirdim,benimkinden farklı hayatlar olduğunu öğrendim,bazı şeylere çok şaşırdım,kabullendim,kabullenmeyi öğrendim,büyüdüm,benden gençlerden farklı pencerelerden dünyaya bakmayı öğrendim,ahhhh nerdeyse unutuyordum sabretmeyi öğrendim,hemde nasıl sabretmek,susmayı ve susmanın erdem olduğunu öğrendim,çalıştım,ürettim,sattım,para kazandım,üretmenin ve kazanmanın tadını öğrendim,kendimi sevmeyi öğrendim, en iyi dostumun kendim olduğu öğrendim,kendi ile barışık ve mutlu birinin başkalarını daha iyi anlayabileceğini öğrendim,her durum için empati yaptım ve olayları,insanları böyle daha iyi anlayabileceğimi öğrendim,çizdim, tasarladım,kestim,biçtim,diktim ve hayal gücünün sınırsızlığını öğrendim........Durun ya,geriye dönüp bakınca bu yaz pek öyle tırı-vırı geçmemiş sayılır.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

ARTIK BİR TABELAM DA VAR....

Evet dostlar, artık bir tabelam da var.Benim genç arkadaşım Aylin' in reklamcı arkadaşı TIRTIL Reklamın sahibi Cem benden bir tırtıl oyuncak istedi Aylin aracılığı ile.Oturduk Aylin'in Karagöz İşhanındaki Atölye Hamarat isimli dükkanında önce renklerini belirledik.Cem büyüklüğünü 80 cm istemiş.Bayaca bir süre etüt ettim.Düşündüm,doğayı gözledim,görselleri gezdim ve tırtılı oluşturdum.Karşılık olarak Cem' de bana bu tabelayı yaptı.Çok beğendim.Şimdilik iş ''üç nalla bir ata '' kaldı dükkan açmak için.Hazır tabelamız var işte.....Belli mi olur tabelam hazırken bir dükkan açasım gelir....Ne güzel olur ama değil mi.... Şöyle farklı bir şey olmalı..Herkesinkinden farklı....Oyuncaklara en çok yakışacak saflıkta ve güzellikte bir şeyler de katılabilir belki onlara...Mesela çiçekler,rengarenk el yapımı nesneler,mis kokulu kahveler ve bir iki çeşit kek ve kurabiyeler.Alışverişe gelen misafirler yorgunluklarını giderecek bir kahve molası verirken açlıklarını yatıştıracak kek ve kurabiyelerin tadına bakabilirler.Bu arada oyuncaklarla oynayabilir,çiçeklerin mis kokusunu doyasıya içlerine çekebilir.Ve giderken süslü paketlerle istediklerini alıp gidebilirler....Üfff bütün kabahat gökyüzündeki harika yarım ay,körfez manzarası ,nefis yaz gecesi ve benim hayalden ayakları yere basmayan deli gönlümde....Uslan artık deli gönül,bak gelip geçiyor ömür,uslan artık deli divane gönül.....Aaaa belki belli olmaz,hayali kadar gerçeği de kolay olur.Beni izleme devam edin dostlar.......



BÜSKİVİT YASTIK

Bu yastığı facebook da pasaj com. adresinde gördüm.Yapmaya karar verdim.Ama hiç düşündüğüm gibi olmadı.Doğrusu beni çok uğraştırdı.Konu simetrik bir nesne olunca işin içine matematik giriyor.Bu matemamik ve hesaplama konuları beni sıkar.



Bir yeri hesap ediyorum diğerine uymuyor.Bütün bir gün uğraştım.Fazladan bu yastık yorganlama tekniği ile dikilmesi gerekiyor.Bütün özelliği bu dikişler veriyor çünki.İtinalı olmak gerekiyor.Neticede bitirdim,resmini çektim,pasaja koydum.İlgilenenlerin beğenisine sunuldu.Büskivite benzemiş mi sence.......Aman doğrusu nasıl yazılır bunun,büsküvit mi,büskivit mi,püsküüt mü,yoksa ''püskevit mi''........

27 Haziran 2011 Pazartesi

Ayıcıklı alt açma bezinin yeni fotoğrafları

Kaplumbağa Yastık Hanıma özenen Ayıcık'dan da aynı talep geldi.Kıyamam ben ona.Bunlarda ayıcıklı alt açma bezinin yeni fotğrafları.Nasıl katlandığı hakkında da fikir veriyor.







Bayan kaplumbağadan yeni fotoğraflar





Bayan Kaplumbağa Yastıktan yakınlarda yeni bir tane daha ürettim.Tutturdu benim resimlerimi de çek diye.Çektim, bu sefer yayınla talebi geldi.Baktım kurtuluş yok,bende yayınlıyorum.Laf aramızda,yeni nesil gittikçe güzelleşiyor sanki....Fikriniz...




16 Haziran 2011 Perşembe

SİYAH SAÇLI KIZ BEZ BEBEK






Yine diğerleri gibi ağız dolusu gülen şaşkın bakışlı,siyah saçlı kız bebek bu defa yaptığım.Önce pamuklu kumaştan el,beden,kafa kesip diktim ve elyafla doldurdum.Sonra bacaklarla beraber ayakkabılarını polardan kesip diktim ve doldurdum.Uygun oranlarda bu organları birbirine ekledim.Kafada yüze ve saçlara şekil verip saçlara kurdele bağladım.Önce paçalarına fisto eklediğim alt pantolonunu,sonra arkadan çırtla açılan buluzunu en sonrada fistolu arkadan cırtla açılan jilesini dikkim,giydirdim.Sonunda bu güzel kız ortaya çıktı.İstersen küçük bir kız çocuğuna arkadaşlık eder istersen benim gibi koca bir insana.Ben verdiğimiz değerle herşeyin anlam kazandığına inanıyorum.Onun için bu bebekle çok güzel arkadaşlık edebiliyorum.Belki sen de böyle bir dostluk kurabilirsin.
,